Geçenlerde chikungunyanın nükseden uzun vadeli etkileriyle başetme sürecinde deneyimlediğim masaj-yoga-ses terapisi hakkında yazmıştım. (Yazı burada) HTHayat sitesindeki yazıya gelen yorumlardan birinde oğlunun sınıf öğretmeninin derse baslarken çocukları susturmak için bu çanakları kullandığını yazmış bir okur. Öğretmen çocukları susturmak için bas bas bağırıp masaya
vurmuyormuş, çanaktan gelen hafif sesi duyan çocuklar dikkat
kesiliyorlarmış. Bu fikir o kadar hoşuma gitti ki hayal kurdum. Okullarda çocuklar harbe giden askerler gibi marşlarla, antlarla değil de içlerindeki suküneti bulmalarını sağlayacak bu tür yöntemlerle güne başlasalar: birkaç dakika çanağın huzur dolu sesi, meditasyon ve yoga. Kimbilir ne kadar sağlıklı bireyler yetişir. Artık eğitim alanında da dışsal korku ya da onay alma beklentisi ile değil çocuğun kendi kendine değer vermesine dayalı pozitif disipline dayalı yaklaşımlar gündemde. Yani, bir şeyi başardığında "seninle gurur duyuyorum" demek yerine "kendinle gurur duydun mu?" demek gibi kendi kendine değer vermenin, kendini sevebilmenin, gerektiğinde kendi kendini sakinleştirebilmenin araçlarını sağlamak gerekiyor belki de. Fransa'daki anaokuluna başladığı hafta bizim kız, gözlerini kapatıp derin bir nefes alarak ellerini yukardan aşağı doğru
usulca indiriyor ve "tahtanın üstünde çorap ören örümcek" şarkısını söylemeye başlıyordu. Bu yöntemi çeşitli "kriz"
anlarında "hadi gel örümceği söyleyelim" deyip uygulamaya başladım,
faydasını görüyorum.
Hele de bizimki gibi çoğu zaman başkaları için yaşanan bir toplumda bırak gerçekleştirmeyi, isteklerini ifade edince bile suçluluk duyan, kendi iç sesini duyamamaktan muzdarip bir nesil olarak merkezine uzak olmanın bedellerini ağır ödüyoruz. Korteks "gelişmediğinden" ve toplumsal cenderenin çoraklaştırıcı etkilerine daha az maruz kalmalarından sebep zaten sürekli anda yaşar çocuklar. Mesele cebren ve hile ile benliklerinin bütün kalelerini zaptetmeye çalışmaktan özgürleştirmekte onları da kendimizi de.
Hem çocuklar hem de kendimiz için iç sesimizi duyabileceğimiz sukünet dilekleriyle, Fransa'dan OM...
P.S. Bir başka okur da İstanbul'da bu ses terapisini uygulayan bir yer olup olmadığını sormuş. Hariom Yoga'dan Bora Ercan'a sorunca "amacı dışsal olan ses yardımıyla içsel sesi keşfetmek olan Nada Yoga" diye bir yoga ekolünün varlığını öğrenmiş oldum. Hariom'un sitesinde Nada Yoga hakkında bilgi veren güzel de bir yazı mevcut.
Hele de bizimki gibi çoğu zaman başkaları için yaşanan bir toplumda bırak gerçekleştirmeyi, isteklerini ifade edince bile suçluluk duyan, kendi iç sesini duyamamaktan muzdarip bir nesil olarak merkezine uzak olmanın bedellerini ağır ödüyoruz. Korteks "gelişmediğinden" ve toplumsal cenderenin çoraklaştırıcı etkilerine daha az maruz kalmalarından sebep zaten sürekli anda yaşar çocuklar. Mesele cebren ve hile ile benliklerinin bütün kalelerini zaptetmeye çalışmaktan özgürleştirmekte onları da kendimizi de.
Hem çocuklar hem de kendimiz için iç sesimizi duyabileceğimiz sukünet dilekleriyle, Fransa'dan OM...
P.S. Bir başka okur da İstanbul'da bu ses terapisini uygulayan bir yer olup olmadığını sormuş. Hariom Yoga'dan Bora Ercan'a sorunca "amacı dışsal olan ses yardımıyla içsel sesi keşfetmek olan Nada Yoga" diye bir yoga ekolünün varlığını öğrenmiş oldum. Hariom'un sitesinde Nada Yoga hakkında bilgi veren güzel de bir yazı mevcut.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder